Kurumsal

Değişimi ve gelişimi düşünen kurum ve bireylerin farkındalık yaratarak çıktığı gelişim yolculuğunda kurum ve bireylere misyonumuzun tüm süreçlerini uygulayarak kalite ve güvenin yer aldığı tam müşteri memnuniyeti sağlamak

Devamı

Bizi Tanıyın

Kurumsal ve Bireysel Danışmanlık olarak firma ve bireylerin gelişimlerine yol gösterici, geliştirici destek sağlıyoruz

Devamı

Vizyon & Misyon

Kalıplaşmış düşünce ve hizmet anlayışından tamamen uzak kendine özgü danışmanlık hizmeti anlayışı ile akademik, yenilikçi, özgün çalışmalarla kurum ve kişilerin beklentilerine uygun yol arkadaşı olmak ve değerlere değer katmak misyonu ile yepyeni bir hizmet anlayışı ile değer yaratarak ulusal alanda en iyi firma olmak

Devamı

Kalite Politikamız

İhtiyaç ve beklentilere özgün çözümler üretmek ve sorunları ortadan kaldırarak doğru hedeflere ulaşmak.

Devamı

Ekibimiz

GK Akademi alanında uzman eğitmen ve danışmanlar ile ihtiyaçlarınıza yenilikçi, özgün çözümler üretmektedir.

Devamı

Hizmetlerimiz

PROJELERİMİZ

Bakış Açısını Değiştiriyoruz

Makaleler / Yazılar Güncel Makaleler

Rekabet Ortamı

Rekabet Ortamı

Günümüz iş dünyasında her geçen gün giderek ağırlaşan bir rekabet ortamı bulunmaktadır. Firmaların ayakta kalabilmesi ise dinamik olan koşullara uyum sağlamaları ile doğru orantılıdır. Mevcut olan iş potansiyellerini yükseltmek, uluslararası pazar alanına giriş yapmak, daha fazla istihdam yapmak, tasarım ve proje üretmek gibi değişik hedefleri olan firmalar ile birlikte sözün yerinde ise kendi yağında kavrulmayı tercih eden firmalarda bulunmaktadır. Bu iki alanın ise tek ortak noktası bulunmakta  “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ve UZUN ÖMÜRLÜ OLMA”

 

İşletmenin uzun ömürlü ve sürdürebilirliğini koruması için dış dünyaya uyum sağlamasına bağlıdır. Bu da iyi bir stratejik planla mümkün olmaktadır. İyi hazırlanmış olan stratejik plan işletmelerin doğru kararlar alabilmesini sağlamakla beraber mevcut olan riskler ile birlikte gelebilecek olan risklerinde görülmesini sağlayarak kontrol mekanizmasını devreye koyacaktır, bu da firmaların önlem almasını sağlayarak strateji değişimlerini zamanında yapmalarını sağlayacaktır. Özellikle ülkemizde kurumsallaşmanın algısı ne yazık ki oldukça farklı ve birçok firmanın reel anlamda kurumsallaşamamasının nedeni doğru şekilde yönlendirilememesinden kaynaklanmaktadır.

Burada bahsedilen aslında bir danışmanlık hizmetinin alınmasıdır. Bakıldığında doğru alanda, zamanda ve konularda danışmanlık hizmeti alan firmaların diğer rakiplerinden bir adım önde olduğu gerçektir. Birçok firmaya göre gereksiz ve yersiz olarak gördüğü bu hizmet alanında profesyonel olan kişi/kurumlardan alındığında firmaya olan etkisinin olumlu yönde olacağı da bir gerçektir.

Büyüyen bir şirketin ana teması “PLANLAMANIN DOĞRU STRATEJİLER İLE YAPILMASI”’na bağlıdır. Şirketlerin ihtiyacı olan doğru ve zamanında olan stratejiler ve bunların iyi yönetilmesidir.

 

Sonuç olarak; atılan bu adımlar firmaların uzun vade de bulunduğu iç çevreden, dış çevreye geçişini sağlayarak giderek büyümesini ve uzun ömürlülüğünü sağlayacaktır.

 

 

Günümüz İş Dünyasında Tasarım

Günümüz İş Dünyasında Tasarım

Günümüz endüstrisinde firmaların rekabet edebilmeleri için kısa sürede daha kaliteli ve ucuz mal üretebilmeleri ihtiyaç olmaktan çıkmış, artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Makine imalat sanayisinde ürün kalitesinin artmasında ve kısa sürede daha hızlı iş yapılabilmesi 3D CAD tasarım programları ile birlikte CNC tezgâh ve teçhizatlar bağlıdır. 3D çizim programları, mühendisliğin hemen hemen her alanında yoğun olarak kullanılmaktadır. İnşaat, makine ve elektrik gibi temel mühendislik dallarında kullanılan çizim programları, o sektördeki ihtiyaca yönelik olarak değişebilmektedir. CAD adı verilen bilgisayar destekli tasarım programı olan bu programlar ile mühendislik çizimleri kolay ve anlaşılır şekilde yapılabilmektedir. İmalat sektöründe ise 3D CAD programları ve bunlara entegre olarak çalışan CNC tezgâhları önemli bir yer tutmaktadır. CNC tezgâhları klasik tezgâhlara nazaran daha kaliteli, hassas ve hızlı üretim yapılabilmektedir. CNC tezgâhları programlanabilir olduğundan operatör hatalarından kaynaklanan parça bozulmaları azalmış ve daha karmaşık parçaların işlenmesine olanak sağlamıştır.

3D CAD programlarının kullanılması ve CNC tezgâhlarının çalıştırabilmek için bu programlarının ve tezgâhların nasıl programlamadığını bilmek gerekir. Tüm bu nedenlerden dolayı kalifiyeli veya yetişmiş eleman ihtiyacını doğmuştur.

İK ‘nın Sihirli Dokunuşu

İK ‘nın Sihirli Dokunuşu

İK ‘nın Sihirli Dokunuşu

 

Uzakdoğu da bataklıklarda çok zor yetişen, ancak çok değerli bir ağaç vardır. Adı; moso ağacı. Moso dikildikten sonra ilk 5 yıl içerisin de en ideal şartlar altında bile gözle görülür bir gelişim göstermez. Başlangıç da 75 cm’lik bir fidan olarak toprağa dikilen bu ağaç, 5 yıllık bir zamandan sonra sihirli bir el dokunmuş gibi birden birde günde 40-45 cm kadar büyümeye başlar. Nihayet 6 hafta için de yaklaşık 27 m’lik boyuna ulaşır.

Aslında sihir değildir yaşanan, moso ağacının duruyormuş gibi yapıp birden bire hızla büyümesinin sebebi, toprağa sabırla saldığı yüzlerce metrelik kökleridir.

İşte İK’cılık da böyle bir iştir. Uzun vadeli sonuçlar verir eğer verim almak istersen telaş göstermeden beklemek, inanmak, destek vermek gerekir. Zor iştir İK’cı olmak. Eczacıbaşı Holding İK Koordinatörü Ülkü Feyyaz Taktak’ın da dediği gibi futbolda kaleci ya da evde anne olmaya benzer. Her ikisinde de ne yaptığı değil, ne yapmadığı göze çarpar ve bu nedenle eleştirilir. Kurtaramadığı goller, ütülemediği gömlek konuşulur. Baba ile oğul arasında kalır hep. Fillerin altında ezilen çimen gibidir adeta ve tıpkı futbol gibi, herkes İK’dan anlar. Yeni mezunundan, emeklisine herkes potansiyel İK’cıdır. Nedense hep bir kolay görünür uzaktan. Hoştur sesi “ben İK’cı olacağım ”demenin. Birde bu sesi sene sonu maaş zammı dönemin personel yemekhanesinde duymak lazım.  Her göz temasında boğum boğum olur insanın yedikleri boğazında. Patron asgari ücret karşılığında maksimum iş beklerken, çalışan azami ücret karşılığında minimum iş çıkartamaya bekler. İK’cı ise bu durumu her iki taraf için en kabul edilebilir bir noktada buluşturmakla yükümlüdür. Bir köprü bir dengedir. Orta yolcudur.  

Herkes onu eleştirmeye çalışırken o şirketin köklerine inmeye çalışır aslında. Sabırlıdır İK’cı. Attığı adımların sonuçlarını hemen göremeyeceğini, kökleri beslemesi gerektiğini bilir. Bugün mülakatını yaptığı adayın veya yedekleme planına dâhil ettiği bir yeteneğin yıllar sonra CEO olabilecek potansiyele sahip olduğunu en iyi bilen kendisidir. İnce eler sık dokur İK’cı. Doluya koysa da alır boşa koysa da doldurur.

Yaman iştir İK’cılık. Yemekhanede, tuvalette, sigara molalarında da aslında hep masa başındadır. Hiç bitmez cevaplaması gereken soruları. O çok sevdiği çorbayı asla sıcak içemez çünkü muhasebenden Recep Bey kendisine 8 bilinmeyenli bir denklem ile yıllık iznini nasıl kullanacağını sormuştur. Gizlilik esaslı iştir, ağzı sıkıdır Ik’cının.  

Her yerde her süreçte eli kolu gözü vardır. Personel servisinin güzergâhı bazen kaçırır uykularını. Benim sürecim değil diyemez öyle kolay kolay. Personel memnuniyeti, patronunun huzuru için yemin etmiştir bir kere.

Nedense pek sevilmezler İK’cılar. Tıkırdayan topuklularından mı yoksa koridorda bıraktığı parfümünden mi veya uzun uzun kurduğu alt metinli cümlelerinden mi bilinmez.  “ aidiyetim tavan, motivasyonum yaman, gülümseme tamam” mottosuyla çalışmalar yapsa da kimseyi mutlu edemez, yaranamaz ve çalışma arkadaşlarının mutsuzluğundan onun yönetimsel hataları sorumludur hep. Zaten yetkinliği de yoktur ve boşa maliyettir. En acısı da hep patronun adamıdır. Kimse bilmez yediği fırçaları, bir yem gibi patronu tarafından çalışanların önüne atıldığını.

Şirketin Güzin ablası olur. Tüm dertlerini bilir personellerinin bazen onlarla ağlar, onlarla güler. Güvenli limandır İK’cı öyle de olmak zorundadır. Güven denilince akla ilk kalem isimdir. Çalıştığı şirketi, çalıştığı personeli en iyi o tanır. Yeri gelir çalışan için patrondan dayak yer, yeri gelir patron için çalışandan dayak yer. İK’cı navigasyona benzer sen rotayı girersin o seni gitmek istediğin yere en hızlı ve en güvenilir yoldan götürür.

Yetenekleri yönetmek için doğmuştur İK’cı. Personel gelişimini en iyi şekilde hazırlar. Tıpkı bir annenin okula giden çocuğunun beslenme çantasını hazırladığı incelikle personeli pozisyona hazırlar. Uzun süre alt yapısına ağırlık verir. Hızla büyümesini ve gelişim sonunda sağlayacağı 30 m ‘li boyu ayakta tutabileceği yüz metrelerce kökün yerin altına salınmasını bekler ki bir rüzgâr bir kriz de devrilmesin ayakta kalsın.

Onu mutlu eden ve şirketine bağlayan yaptığı iştir. Her zaman dinamiktir gündemi. Başkaları onu hep aynı şeyleri yapıyormuş gibi görebilir. Ama onun yaptığı işin öznesi insandır.

İnsandır onun işi ve örgüt için, kurum için yaşam mücadelesi verir.

Dokunuşu olan, duygusu olan yaşan bir iştir İk’cı olmak. Yetenek ister. Yürek ve sabır ister birazda.

 

Özet bu ki; veriye dayanan, veriyle konuşan İK bölümlerimiz olmadıkça moso ağaçları kök salmaz.

 

Üretmeye, yazmaya ve paylaşmaya devam 

 

Başak YENİCE
İnsan Kaynakları Uzmanı

KENDİNİZİ TANIMA SÜRECİ

KENDİNİZİ TANIMA SÜRECİ

KENDİNİZİ TANIMA SÜRECİ

Bugüne kadar kendi gelişiminiz için neler yaptınız? Yaptığınız hangi şeyler de kendiniz ile gurur duyuyorsunuz? Başarı hakkında birçok tanım yapılmakta ancak başarıyı birçok insan bir şirketin CEO’su olmak, Everest’e tırmanmak gibi bir his uyandırmakta ve birçok insan başarı kavramından ürkmektedir. 
Her insan kendine bir takım hedefler belirler ve bu yönde ilerlerler ancak bu hedefler gerçekten bizim belirlemiş olduğumuz hedefler mi yoksa çevremizin bizim adımıza koyduğu hedefler mi? Ne yazık ki birçok insan kendi hedeflerinden uzaklaşmakta ve birilerinin onun adına koyduğu hedeflere ulaşmak için çabalamaktadır ve sonuç olarak o hedefe ulaşmış olsalar dahi genel anlamda bir mutsuzluk söz konusudur.

Hedeflerimizi belirlerken içinde olduğumuz duruma bakmamız gerekmektedir. Şu an hangi durumdayız ve ne yapıyoruz? Bunu kendimize tarif etmemiz gerekli, bunu kendimiz ile bir kavram sohbeti yaparak ya da bir kağıda yazarak yapabiliriz. Bu durum içerisinde görevimiz ne ya da üstlenmiş olduğumuz sorumluluklar neler? Başarı, pasif bir eylem değildir. Bu durum içerinde yaptığımız eylemler neler? Birilerine liderlik mi yaptık, bir şeyleri organize mi ettik? Ticaret mi yaptık? Bu durum içerisinde hangi sonuçları elde ettik ve bize olan faydası var mıydı?

Kendinizi tanıma sürecinde, hangi alanlarda daha yetkinsiniz bunları kavramaya çalışın ve sadece sonuç odaklı düşünmeyin. Çünkü bir şeyleri elde etmeye çalıştığınız yolculuklar da denediğiniz ya da var olan yeteneklerinizi kullandığınız metotlarda neler de daha iyisiniz, nelerde bilgi birikiminiz yüksek sadece bunları görmeyeceksiniz ayrıca öğrendiğiniz yeni şeyler sizi gerçekten mutlu edecek mi ya da size fayda sağlayacak mı bunları düşünün ve bu yolda uyguladığınız şeyleri listeleyerek yazın. Bunu uygularken izleyeceğimiz yol


KESİNLİK Gerçekten ne istiyorsun?
ÖLÇÜLEBİLİRLİK Hedefe ulaşıp, ulaşmadığını nasıl anlarsın?
ULAŞILABİLİR hedefe ulaşmak için yapılan eylemler neler?
GERÇEKÇİ Mümkün kılan nedir?
ZAMANLI Hedefe zaman sınırı koymak

 

Kendinizi daha iyi anlamak ve tanımak için yaptığınız şeylerde elde etmiş olduğunuz olumlu sonuçları yani başarılarınızı yazarak neyi iyi yaptığınızı göreceksiniz.

“gelişim yolundaki en büyük güç insanın kendisidir, gelişim noktasındaki en büyük unsur ise insanın kendisini tanımasıdır”

 

“HAYATA DAİR”

“HAYATA DAİR”

“HAYATA DAİR”

Yıllar ilerledikçe insanların mutlu olabilme sebepleri, mutsuz olabilme sebeplerinin gerisinde kaldığı bir dünya da yaşamaya başladık. Peki insanlar neden hep bir mutsuzluk içerisindedir. Çok basit! “BİR BAŞKASININ GÖLGESİNDE YAŞAMAK”. Maalesef ki insanlar bir başka kişilerinin kendileri için seçtikleri hayatı yaşamayı tercih ediyor, kendi olmak, kendi seçimini yapmak gibi en önemli unsurları unutuyorlar. Çok acı ama size bir sır vermek istiyorum. “SİZİ KULLANIYORLAR”.  Unutmayın, sizlerin mutsuzluğunu görüp bundan mutlu olanlar var. Çok büyük bir oyun içerisinde yer alıyorsunuz. İşin en kötü tarafı ise onların seni en hassas yerinizden vurması ve sizin halen bunu anlayamamanız olmanız. Aslında bu senin suçun değil çünkü o kadar iyi niyetlisin ki, yaşadığını sandığın acılar, mutsuzluklar ya da başarısızlıkların tamamının senden kaynaklandığını sanıyorsun!

 

Hayat artık huzurla gezdiğin bahçen değil artık, kurtların gizlendiği ıssız bucaksız bir orman gibi. En derin hayallerin var senin sakın kimselerle paylaşma bunu ve yapacaklarını da sakın anlatayım deme herkese, bir dostun olsun birde seni şartsız seven ailen. Kimi sevimli bir kuzu gibi bakar sana ama kafasında ise kurt gibi kurar! Düşünsene her başarı elde ettiğinde o kurtlar yanında bitiyor, elinden geleni yapıyor sana o başarından vazgeçmen için, olumsuz ne varsa ruhuna işliyor senin! Bunu ya önüne taş koyarak yapıyor ya da seni bir ilah gibi överek. Kanma sakın bu kurtlara, derin bir nefes al ve sabır maskeni tak yüzüne, kendi hikâyenin peşine düş bunlara da şu söyle kendine “OLACAK MI DİYE DEĞİL, YAPMAM GEREK”

 

Aslına bakıldığında bir çok fırsat çıkar karşımıza ancak biz bunları ne yazık ki göremeyiz, görsek bile dedik ya kurtlar hemen gelir yanı başımıza!!!  Sen tam da bu anda şunu söyle kendine “Merhaba Hayat”

 

Hayallerinizin peşinden koşun, yaşam denilen kavram sadece tercihlerden ibarettir.

AĞIZDAN AĞIZA REKLAM

AĞIZDAN AĞIZA REKLAM

Bir reklam ya da pazarlamacı sizi,  bir ürünün faydalarına bir dost,  bir yakın, eski bir müşteri veya uzman kadar ikna edici bir şekilde inandıramaz.  Bunu şöyle örnekleyelim. Bir otomobil firmasına gittiniz ve kendinize araç satın alacaksınız. Satış görevlisi aracın tüm özelliklerini sizlere kusursuz bir şekilde  anlattı ve siz halen kararsız kaldınız. Araç aslında kafanıza yattı aracı alacaksınız. Bir dostunuz da aynı araçtan var ve aracı arkadaşınıza sordunuz. Arkadaşınız aracı aldıktan sonra size araç hakkında ki tecrübelerini anlattı. İşte bu anda aracı almak ya da almamak arasında tam kararı vereceksiniz.

 

Ağızdan ağza reklam yönetimi, düşük teknoloji ile beynin tüm yüksek teknolojinin algılanması için kullanmış olduğu etkili bir yöntemdir.

Dünya çapında yer alan bu sistemi firmalar oldukça fazla tercih etmektedir. Firmalar ürünlere meraklı,  ürünler hakkında konuşmayı, yorum yapmayı tercih eden kesimlere benimseterek ürünlerinin yaygınlaşmasını sağlamaktadır.

Sonuç itibari ile “toplu konuşmalar” ın yükselişlerine tanık oluyoruz ve firmaların bu yöntemi tercih ederek ürünlerinin piyasa da yer aldığını, yükselişe geçtiğini görüyoruz. Bu yöntem ile hem güçlü bir pazarlama stratejisine sahip oluyorlar.

 

Foto Galeri

Referanslarımızdan Bazılarını Aşağıda Görebilirsiniz

Bize Ulaşın!

Bahçekapı Mahallesi 2559. Sok. No:46 Etimesgut/ANKARA
0312 250 99 44
0532 738 11 15